Untitled Document
  Blog   Abonelik   Hakkında   Albüm   İletişim  
04 Tem   Long Live Real America!
08'
Bugün 4 Temmuz, Amerika'nın bağımsızlık yıldönümü.
Geçen gün Radio Pacifica'da dinlediğim bir parçayı Youtube'da arattığımda aşağıdaki videoyu buldum. Tarihin 4 Temmuz'u gösteriyor olması da tesaduf oldu.


Gündem  |  Yorum Ekle (0)  |  Email
14 Haz   Entellektüel Militanlar
08'
Son birkaç gündür yabancı basında çıkan Türkiye ile ilgili yazıların yankısı Türk medyasında da duyuldu. Umuyorum sizin de dikkatinizi çekmiştir nitekim bu vesileyle büyük resmi görmenize yardımcı olacak. Sırayla gidelim:

Ilk kahramanımız Zeyno Baran. Hudson Enstitüsünde Avrasya Politika Merkezinin direktörü. İsmini çoğumuz ilk defa 367 kararı sonrası Hudson Enstitüsünün düzenlediği bir toplantıda konuşulan Türkiye'ye yönelik felaket senaryolarıyla duyduk. 10 Haziran'da International Herald Tribune için yazdığı bir yazı gündeme bomba gibi düştü. Bu yazısında Avrupa/Batı medyasının Ak Parti lehine haberler yaptığı bunları okuyanların da Türkiye'de demokrat ama dindar bir iktidar partisiyle seküler fakat antidemokrat bir muhalefet arasında bir savaş yaşandığı yanılgısına düştüğünü yazmış. Mevcut hükümetin ekonomik alanda birşeyler başarsa da aynı dönemde yaptığı yasal değişikliklerin muhafazakar dindar tabanın özgürlüklerine yönelik olduğunu iddia ediyor. Araya da referans vermeden bir araştırma sonucu atıyor: Kadınların iş hayatına katılımı 1990'da %34 iken bu oran 2002'de %22'ye düşmüş. Yanlış hatırlamıyorsam Ak Parti 2002'de iktidara geldi. Bu düşüşü nasıl hükümetin yaptığı değişikliklerin sonucu olarak gösteriyor ben anlayamadım.

Geliyor geliyor ve yazının sonunda ağzındaki baklayı çıkarıyor Baran. Muhalefet Partisi CHP'nin Avrupa ve Amerika'ya karşı gönül kırgınlığı varmış. Avrupa'ya kırgınmış çünkü parti olarak kendileri de Avrupa Birliğine girmek istemelerine rağmen bu süreçte dayatılan değişikliklerin Türkiye'yi daha dindar bir ülke yapmasından ve sonrasında AB'nin siz çok dindarsınız bu şekilde AB'ye giremezsiniz demesinden korkuyormuş. Amerika'ya yakınlarmış aslında ama onlara da kızgınlarmış çünkü Washington'un diğer Müslüman ülkelere karşı Türkiye'yi Ilımlı İslam modeli olarak tanıtıp, reklam ederek oralarda da Ak Parti gibilerin demokratik yoldan iktidara gelmesinin önünü açmasından korkuyormuş. Egemen Bağış'ın söylediği gibi CHP'ye akıl hocalığı yapan Baran ABD ve Avrupa'dan CHP'ye destek topluyor. Bu iddialar sonrası CHP'den itiraz açıklaması beklenirken Onur Öymen söylenenleri doğrular bir açıklama yapmış ve destek beyan ettikleri iki isim ve bir kuruluşun ismini vermiş ABD'den. Baran yazısını bitirirken Türkiye'nin Rusya gibi illiberal imparatorluklar ve İran gibi İslamist! ülkelerle yakınlaştığı bir dönemde Batı kampında tutulmasının çok önemli olduğunu vurguluyor.

İkinci kahramanımız Michael Rubin. Rubin'den fazla bahsetmeğe gerek yok. Pörl ve Volfovitz gibi şahinlerin mekanı American Enterprise Institute üyesi. Türkiye hakkında yazdığı yazılarda yalan dolanlarla okurların aklını karıştıran bir piyon, satılmış bir kalem. Kalem diyerek küçümsemeyeyim. Zira kalemden çok daha fazlası. ABD Savunma Sekreterliğinde Iran ve Irak direktörlüğünü üstlenmiş Rubin. Türkiye de çok kısa sayılmayacak bir süredir ilgi alanları arasında Rubin'in. Yenişafak Gazetesini arşivinde ismini aratırsanız Fehmi Koru'nun kendisi ve Türkiye bağlantıları hakkında çok kıymetli ipuçlari verdiği yazılarına ulaşabilirsiniz. Bu sıralar sık sık TSK'nın konuğu olarak Ortadoğu konulu panellerde konuşmak üzere Türkiye'ye geliyor. Wall Street Journal'da yayınlanan son yazısını da Istanbul'dan yazmış.

T.C. Başbakanını 11 Eylül teröristleriyle aynı kefeye koyan ve onlar kadar tehlikeli olduğunu söyleyecek kadar alçalan Rubin, Türkiye'nin Putin'i Gitmeyi Hakediyor başlıklı son yazısında da bu seviyesini koruyor. Ak Partinin ekonomideki başarısını önceki hükümetlerin IMF ile yaptığı anlaşmalara ve Suudi Arabistan ve Körfez Emirlikleri kaynaklı sermaye girişine bağlıyor. Son zamanlarda şişen petrol fiyatlarıyla servetlerine servet katan petrol zengini Arap ülkelerinin yatırım için Türkiye'yi seçmesini Rubin ve takım arkadaşlarının hazmedememesini anlamak mümkün. Yine Erdoğan'ı Türkiye'yi en anti-Amerikan ve anti-Semitic ülke yapmakla itham ediyor. Yazısını, verdiği önyargılı kararlardan habersizmiş gibi Türkiye'deki mahkemelerin Amerika ve Avrupa'da olduğu gibi demokrasinin bekçisi olduğunu belirterek bitiriyor.

Üçüncü ve bugunkü ekibin son kahramanı Daniel Pipes. Pipes kankası Rubin'le birlikte Islam dini ve Müslümanları karalamak için kurduğu Middle East Forum adlı organizasyon çatısı altında benzer amaçlar güden Campus Watch ve Islamist Watch'a da ev sahipliği yapıyor. Neocon ekipten Douglas Feith'in benim fikirlerimin oluşmasında en etkili isim dediği Yale Profesörü Richard Pipes, Daniel'in babası. Dün Pipes'in Middle East Forum'undan aldığım bir email bağış talebinde bulunuyor ve kuruluşun faliyet raporunu sunuyordu. 4 madde halinde sıraladıkları misyonlarını yorumlarımı ekleyerek aynen aktarıyorum.

* Fight radical Islam – rather than terrorism. (Terörizm yerine radikal İslamla savaş - Bu ve kardeş organizasyonlar için bizdeki Yaşar Nuri ve Beyaz hoca! gibileri dışındaki herkes radikal sayılıyor. Salman Rüşdi, Ayaan Hirsi Ali gibi eski Müslümanlar can dostları. Hirsi Ali yalanlar üzerine kurulu hayatı açığa çıktığında Hollanda'daki siyasi hayatı sorgulanmaya başlayınca AEI kollarını açmıştı ona. )
* Convince Palestinians that the Jewish state is permanent – rather than think this was achieved in 1993. (Filistinlileri İsrail'in bölgede kalıcı olduğuna ikna et, bunun 1993'te başarıldığını düşünmek yerine)
* Seek a stable and decent Iraq – rather than a free and prosperous one. (Bağımsız ve başarılı bir Irak yerine istikrarlı ve orta halli bir Irak gözet)
* See Saudi Arabia and Turkey as rivals – rather than as either friends or foes. (Suudi Arabistan veTürkiye'yi dost veya hasım yerine rakip olarak gör)

Kahramanımızın son yazısı direk olarak Türkiye ile ilgili olmasa da takvimlerini gözünüzde canlandırdığınızda Türkiye'nin de plana bir yerden müdahil olduğunu görmek çok zor değil.
Iran'a saldırmaya hazır olun başlıklı kısa yazısında özetle söylediği şu: Eğer Amerika'daki yaklaşan seçimi McCain kazanırsa Bush İran konusunda kararı yeni başkana bırakacakmış. Eğer kazanan Obama olursa Bush'un görevi bırakmadan İran'a saldırı planını başlatacağını iddia ediyor yazar. Nothing but trouble.

Okurların biraz araştırmayla boşlukları doldurup bugün Türkiye'nin gündemini meşgul eden konuları biraz daha derinlemesine görmesine yardımcı olduğumu ümit ediyorum. Yazıyı bitirmeden bir bilmece: Yazıda adı geçen yabancıların Wikipedia profillerini okuduğunuzda gördüğünüz ortak nokta nedir? Bilene bir sıkımlık diş macunu :)
Gündem  |  Yorum Ekle (2)  |  Email
29 May   Beyinler Göçü
08'
Son zamanlarda karşılaştığım iki haberi paylaşmak istiyorum sizlerle:

Bursa'nın Orhaneli ilçesinde doğup büyüyen Mehmet Yılmaz adlı öğrenci, mayıs ayında ABD'de yapılacak "Dünya Bilimsel Proje Yarışması"nda, matematik dalında birincilik için yarışacak. Haberin detayları verildikten sonra öğrencinin şu sözlerine yer verilmiş: "Bu yarışma sayesinde üniversiteyi ABD'de okuma fırsatı yakalayabilirim. Makine mühendisi olmak veya nano teknoloji konusunda eğitim almak istiyorum. Fakat yurt dışında eğitim de alsam, meslek hayatım Türkiye'de olacaktır".

İkinci haberimiz ise şöyle: Gaziantep Kolej Vakfı öğrencileri Ece Çakıcı ve Barış Ersoy, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 35 ülkeden yüz binlerce öğrenci arasında seçerek 45 kişiye verdiği bursu almaya hak kazandı. Öğrencilerden birinin yorumuna da yine haberin sonunda yer verilmiş: "Kazandığıma hâlâ inanamıyorum. Açıkçası adı çok bilinen kolejlerde okuyan öğrencilerin arasından sıyrılabileceğim aklıma gelmemişti. Burs yurt dışında eğitim görme imkanı sağlıyor ama ben ülkeme geri döneceğim. Çünkü ülkemizdeki beyin göçü en üzüldüğüm konulardan biri. Bu konuda başarılı gençler olarak bilinçli olmalıyız".

İki haberin ortak yönü farkettiğiniz gibi öğrencilerin beyin göç hakkındaki hassasiyetleri ve eğitimlerini tamamladıktan sonra mesleklerini Türkiye'de icra etmek istemeleri. Haberleri okuyunca Türkiye'den ayrılmadan önceki planlarım geldi aklıma. Master eğitimimi tamamlayıp Türkiye'ye geri dönecektim. Henüz üzerinden çok vakit geçmiş değil. Mezun olalı 1-2 hafta oldu ama bu planın zihnimde değiştiğini ABD'de ilk senem dolmadan farkettim. Bununla ilgili bir de hikaye paylaşayım. Aileden Amerika'ya ilk gelen abim bir vize problemi sonrası hiç planda yokken Türkiye'ye geri dönmek zorunda kaldı. Geldiği ilk günden tekrar nasıl giderimin hesaplarını yaparken ben de kendisine öğüt veriyordum: Abicim geçmiş olsun. Kolay bir durum değil hiç hesapta yokken herşeyi orada bırakıp gelmek ama artık kabullen ve planlarını buraya yoğunlaştır. Nereye kadar uğraşacaksın geri dönmek için? Nereye kadar...nereye kadar...nereye kadar... Bu 'nereye kadar' lafı artık ayrı bir anlam kazanmıştı. Ben master için ABD'ye gelmeye karar verince abim git ki göresin nereye kadar demeye başladı. Şimdi konuşurken soruyor Mirac ne zaman dönüyorsun diye. Ben planları anlatmaya başlayınca da nereye kadar diye dalga geçiyor.

Gerçekten nedir bu planları altüst eden? Kıymetbilmezlik mi? Para mı? Daha önceki bir
yazımda paylaşmıştım. Houston Nasa Uzay Üssünde çalışan Türk bir bilim kadınıyla şans eseri bir garage sale'de tanışmış hikayesini daha sonra gazetelerden okumuştum. Türkiye'de tıp alanında tezini tamamladığında hocası kapağını kaldırmadan tezi çöpe atar. Aynı çalışmalar daha sonra farkedilir ve tıp alanında uluslararası dergilerde yayınlanır. Bilim kadınımız Finlandiya'ya gider ve orada çalışmalarını sürdürür. Nasa bu çalışmalardan haberdar olur ve kendileriyle çalışmak üzere davet eder. Yıllarca ABD'de çalıştıktan sonra memleket hasretine dayanamayıp Türkiye'ye geri dönmeye karar verir. Dönüş öncesi eşyalarını sattığı garage sale'de tanıştık işte.

Burada sorumu tekrarlıyorum: Nedir bizi kendine bağlayan bu Amerika'da? Cevabını Amerika'daki Türk blog yazarlarından kendi tecrübeleri doğrultusunda cevaplamalarını bekliyorum. Cevaplarını yorum olarak buraya da yazmalarını rica ediyorum. Pası ayağında fazla bekletmeden tanıdığı bildiği Amerika'daki Türk bloggerlara gönderilmek üzere Compir'e atıyorum.

Umarım yukarıdaki iki haberde adı geçen öğrenciler planlarına sadık kalır ve ülkelerine hizmet için geri dönerler.
Gündem  |  Yorum Ekle (4)  |  Email
19 May   Fun Times at the UHCL
08'
I have been doing my masters in computer science for two years at the University of Houston-Clear Lake as most of you know. I graduated last week. I started to look back at time and miss those fun times at the UHCL. Below is a slide show to remember some of them.

Kişisel  |  Yorum Ekle (5)  |  Email
10 Nis   Patrick Henry College: İrtica in U.S.!
08'
Fehmi Koru'yu takip edenler ara ara kitap tavsiyesinde bulunduğunu bilirler. Yine onun tavsiye ettiği bir kitabı geçen hafta bitirdim. Kitap 'God's Harvard' yani "Tanrı'nın Harvard'ı" adıyla Harvard Üniversitesi'nin muhafazakar versiyonu olan Patrick Henry College'ı (PHC) işaret ediyor. Yazar Hanna Rosin New Yorker, New York Times ve Washington Post gibi gazetelerde politika ve din konulu yazılar kaleme alan Yahudi bir yazar. Kitap, yazarın Patrick Henry College öğrenci, öğretmen ve yöneticileriyle ara ara geçirdiği 2 senelik tecrübeler ışığında yazılmış. Yazar kendini kampus içerisinde o kadar kabul ettirmiş ki öğrenci gezilerine katılıyor, öğrencilerin yurt odalarına misafir oluyor, ailelerini ziyaret ediyor, hatta en stressli zamanlarda yöneticilerin gözüne batmadan kitaba ekleyecek hikayeler otarıyor. Bu da kitabı samimi verdiği bilgileri değerli kılıyor.

Patrick Henry College, Washington D.C.'nin kuzey batısında öğrencilerinin büyük çoğunluğunu 'Homeschool' denilen ilk, orta ve lise eğitimlerinin tamamı veya bir kısmını evde tamamlamış öğrencilerin oluşturduğu Evanjelik Hıristiyan bir okul. Homeschooling (evde eğitim) Amerika'da ailelere çocuklarını okula göndermeden evde eğitim verme olanağı sağlayan bir sistem. Ailelerin evde eğitimi tercih etmelerinin sebeplerinden başta gelenler günah yuvası olarak gördükleri devlet okullarına çocuklarını göndermek istememek, devlet okullarındaki eğitim kalitesini beğenmemek, ilk maddeyle ilişkili olarak çocuklarına evrim ve benzeri Hıristiyanlığa aykırı şeylerin öğretildiği ortamlardan uzak tutmak, çocuklarının özel ilgiye ihtiyaç duyması olarak sıralanabilir. PHC'ye gelen öğrencilerin çoğunun aileleri Evanjelik (born-again) Hıristiyan olduğundan evde eğitim almalarının nedeni daha çok dini kaynaklı.

Okulun diğer bir karakteristik özelliği de öğrenci, veli ve yöneticilerinin Cumhuriyetçi (Republican) oluşu. Bush yönetimini canı gönülden destekleyen öğrenciler ilkokuldan başlamak üzere siyasi kampanyalarda görev almış kimseler. Bunun doğal sonucu olarak 2000 yılında kurulmasına rağmen okul çok kısa sürede büyük bir itibar kazanıyor. Beyaz Saray stajyer alımlarında okulun ismini duymak görüşmeci için yeterli. Birçok öğrenci 4 yıllık üniversite öğrenimi sırasında Beyaz Saray'da stajyerlik yapıyor, mezuniyet sonrası da kadro alıp çalışmaya başlıyor. Okulun misyonu da zaten bu: "A Christian College on a Mission to Save America" yani "Amerika'yı kurtaracak Hıristiyan bir Üniversite". Kurtarmaktan kastettikleri de ülkeyi Hıristiyan köklerine geri döndermek.

Gelin kitaptan aktardığım bilgilere biraz ara verip okulun websitesini birlikte ziyaret edelim. Başvurular sayfasında gerekli belgeler listesinde öğrencilerden birkaç kompozisyon yazması isteniyor. İlki 'Please describe your relationship with Jesus Christ and the role your Christian walk plays in your life.' (Lütfen Hz.İsa ile ilişkinizi ve Hıristiyanlığın hayatınzdaki rolünü açıklayınız). Bir diğeri okul hocalarından birinin yazdığı 'Loving God with All Your Mind: Thinking as a Christian in the Postmodern World.' adlı kitabı okuyup listelenen üç sorudan ikisini cevaplayan 3-5 sayfalık bir kompozisyon yazmak. 4 yıldır okuduğunuz kitapların listesi ayrı bir madde. Telefon veya yüzyüze mülakat bir diğeri.
Bu sayfayı ziyaret ederek okulun misyon, vizyon ve eğitim felsefesi hakkında bilgi alabilirsiniz.

Kitaba geri dönecek olursak yazar birkaç öğrenciyi mercek altına alarak okulun öğrenci profilini çizmeye çalışıyor. Okul yönetmeliği öğrencilerin uyması gereken kurallarla dolu. Listenin bir kısmını buraya ekliyorum. (Çeviri için zaman ayıramıyorum kusura bakmayın. Ziyaretçiler yorum bölümüne çeviri yaparak katkıda bulunabilirler)(Türkçesi için lütfen ilk yoruma bakımız. Çeviri için Smx'e teşekkürler.)

* I will not cheat, lie, or steal.
* I will respect the property of the college and others.
* I will not use alcohol, tobacco, or illegal drugs.
* I will honor my commitments.
* I will not use abusive, lewd, or profane language.
* I will not spread slander or gossip.
* I will seek and obtain parental permission when pursuing a romantic relationship.
* I will shun obscenity, pornography, and sexually explicit material.
* I will reserve sexual activity for the sanctity of marriage.
* I will resolve personal conflicts biblically.
* I will adhere to the college's policies while under the college's authority, whether on campus or off.
* I am willing to be held accountable and will hold my fellow students accountable to these tenets.

Kitabın sonuna doğru okulun en sevilen professorü yönetmelere uymadığı iddiasıyla okuldan atılıyor. Öğrenciler 'Ölü Ozanlar Derneği' (Dead Poet Society) filminden esinlenerek sıraları üstüne çıkıyorlar fakat fayda vermiyor. Bu olaydan sonra uyarı alan birkaç hocaya katılan bir grup hoca topluca ayrılmaya karar veriyor. Okul müdürü bize hoca mı yok diyerek kitabı bitiriyor.

Şimdi soru sorma zamanı. Türkiye'de imam-hatip liselerinin hazımsızlık yaptığı kimseler bu okul hakkında ne düşünürler acaba? Bugün de bu oldu diye irtica haberleri yapanlar bu okula da bir muhabir gönderseler iyi malzeme çıkmaz mı?
Okulumda Meditasyon odası olarak adlandırılan ve değişik din inançtan insanlara ibadet mekanı olarak ayrılan bu odada namaz kılanları cep telefonuyla videoya çekip Hürriyet'e göndersek İlhan Selçuk'la Dick Cheney'nin arası açılır mı?
Kitap  |  Yorum Ekle (4)  |  Email
Sayfa: / 21
  Untitled Document
 
 
  Son Fotoğraflar
www.flickr.com
This is a Flickr badge showing public photos from miracc. Make your own badge here.
 
  Ne Okuyorum?
Even Angels Ask: A Journey to Islam in America
  Dr. Jeffrey Lang
 
  Ne İzliyorum?
In America
 
 
  Kategoriler
 English
 Gündem
 Kişisel
 Kitap
 Müzik
 Podcast
 Sinema
 Web
 
  Son Yazılar
 Long Live Real Ameri...
 Entellektüel Militan...
 Beyinler Göçü...
 Fun Times at the UHC...
 Patrick Henry Colleg...
 
  Son Yorumlar
 hı john
...

 süpersiniz :) ama su...
 Arkadaşlar bend...
 Hızlı ceva...
 en ksıa 1 en uz...
 
  Arşiv
2008
 Temmuz
 Haziran
 Mayıs
 Nisan
 Mart
 Ocak

2007
 Aralık
 Kasım
 Ekim
 Eylül
 Ağustos
 Temmuz
 Haziran
 Mayıs
 Nisan
 Mart
 Şubat
 Ocak

2006
 Aralık
 Kasım
 Ekim
 Eylül
 Ağustos
 Temmuz
 Haziran
 Mayıs

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Untitled Document
Copyright © blog.miracc.com 2006 | Kullanım Koşulları | Gizlilik Politikası | Abonelik